Galata’nın tarih katmanları arasında yükselen Ecole St. Pierre Hotel, geçmişin zarafetini çağdaş misafirperverlik anlayışıyla buluşturuyor. Özgün mimarisi, incelikle kurgulanmış kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı ve gastronomiyi merkezine alan IL Cortile restoranıyla otel, seçkin bir konaklama deneyimi sunuyor. Uluslararası arenada kazandığı prestijli ödüllerle başarısını tescilleyen Ecole St. Pierre Hotel’in hikâyesini ve vizyonunu, otelin müdürü Emre Pütkül ile konuştuk.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Turizm sektörüne olan yolculuğum aslında çok erken yaşlarda başladı. Lise yıllarında turizm ve otelcilik eğitimi alma isteğim ve henüz 17 yaşımdayken yaptığım ilk staj, bu alanda ilerlemeye karar vermemde belirleyici oldu. Eğitim hayatıma turizm ve otelcilik yönetimi alanında devam ederken, ABD’de gerçekleştirdiğim stajın ardından henüz öğrenciyken Çırağan Sarayı’nda ilk profesyonel deneyimimi kazandım. Yaklaşık beş yıl boyunca Ön Büro departmanında farklı pozisyonlarda görev almak, turizmin temel dinamiklerini çok güçlü bir şekilde öğrenmemi sağladı. Çırağan Sarayı, her turizmci için eşsiz bir okul niteliği taşır. Ardından kariyerimi satış, gelir yönetimi ve strateji alanlarında derinleştirmek amacıyla Hilton merkez ofisi ve Four Seasons gibi global markalarda sürdürdüm. Tüm bu operasyonel ve stratejik birikimi bir araya getirdiğim proje ise Ecole St. Pierre Hotel oldu. Seyahat etmek, yeni kültürler tanımak ve gittiğim her yerden öğrenerek dönmek hâlâ en büyük motivasyon kaynağım.
Ecole St. Pierre Hotel ve IL Cortile’nin hikâyesinden bahseder misiniz?
Ecole St. Pierre Hotel, Galata’nın yüzyıllara yayılan tarihini birebir yansıtan çok özel bir yapıda konumlanıyor. İtalyan kökenli ünlü mimar Gaspare Trajano Fossati tarafından 1842 yılında inşa edilen bu bina, çok kültürlü Galata dokusunun güçlü bir temsilcisi. Otelimizin kimliği de tam olarak bu tarihsel miras ile çağdaş lüks anlayışının dengeli bir şekilde harmanlanması üzerine kurulu. Bu hikâyenin kalbinde yer alan IL Cortile ise otelin tarihi avlusunda konumlanan misafir deneyimini merkeze alan bir İtalyan restoranı. 14. yüzyıldan günümüze ulaşan ve Galata Kulesi’nin ilk savunma hattını oluşturan Ceneviz surlarıyla çevrili bu avlu, misafirlere adeta zaman içinde bir yolculuk hissi yaşatıyor. İtalyan Executive Chef’imiz Luigi Mariconda’nın ekibimize katılmasıyla birlikte IL Cortile, gastronomik anlamda çok daha güçlü ve özgün bir kimlik kazandı. Geleneksel İtalyan tariflerini modern tekniklerle buluşturan menümüzle, İstanbul’da gerçek anlamda otantik bir İtalyan mutfağı deneyimi sunuyoruz.
Hem otel hem de restoran olarak misafirlerinize nasıl bir deneyim vadediyorsunuz?
Ecole St. Pierre Hotel olarak misafirlerimize her zaman kişiselleştirilmiş, samimi ve yüksek standartlarda bir hizmet sunmayı hedefliyoruz. Misafir deneyimine duyduğumuz bu özen, bizi şehrin en iyi hizmet veren ilk 10 oteli arasına taşıdı veuluslararası alanda birçok prestijli ödülle taçlandırıldı.
Otel misafirlerimiz için konaklama öncesinde detaylı bir hazırlık süreci yürütüyor, ihtiyaçlarını önceden analiz ederek tamamen onlara özel
bir deneyim tasarlıyoruz. Restoran tarafında ise ekip ruhumuz, hizmet standartlarımız ve detaylara verdiğimiz önem sayesinde otel kalitemizi aratmayan bir deneyim sunuyoruz. Misafirlerimizin kendilerini özel, değerli ve evlerinde hissedebilmeleri markamızın temel felsefesini oluşturuyor.

IL Cortile’nin menüsünden bahseder misiniz?
IL Cortile’de misafirlerimize gerçek İtalyan mutfağını hissettirmeyi amaçlıyoruz. Chef Luigi’nin İtalya’dan getirdiği reçeteler ve yıllara dayanan tecrübesiyle şekillenen menümüzde; taze makarnalar, uzun fermantasyonlu Napoli tarzı taş fırın pizzalar, özenle seçilmiş başlangıçlar ve sezonluk ana yemekler yer alıyor. Her tabak, hem lezzet hem de sunum açısından misafirlerimize İtalya’da yemek yiyormuş hissi yaratmak üzere tasarlandı.
İstanbul’un tarihi dokusunda hizmet vermek sizin için ne ifade ediyor?
İstanbul gibi eşsiz bir şehirde, hem bu şehrin insanlarına hem de dünyanın dört bir yanından gelen misafirlere hizmet vermek bizim için büyük bir gurur kaynağı. Burada olmak, sadece bir otel ya da restoran işletmekten öte; aynı zamanda ülkemizi ve Türk misafirperverliğini
uluslararası arenada temsil etmek anlamına geliyor. Misafirlerimize yalnızca konaklama ya da gastronomi deneyimi sunmuyoruz; onları İstanbul’un ruhuyla, tarihiyle ve zamansız enerjisiyle buluşturuyoruz. Uluslararası platformlarda kazandığımız ödüller de bu yaklaşımın en somut karşılığını oluşturuyor.

Türkiye’de yükselen gastronomi trendini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de gastronomi alanında son yıllarda gerçekten çok güçlü bir yükseliş var. Yerel ürünlere verilen değerin artması, şeflerin yaratıcılığı ve uluslararası rehberlerin Türkiye’ye ilgisi bu ivmenin en önemli göstergeleri. Michelin ve Gault&Millau gibi rehberlerin ülkemize yatırım yapması Türk gastronomisinin dünya sahnesindeki yerini daha da sağlamlaştırıyor. Misafirler artık yalnızca iyi yemek değil; bir hikâye, bir kültür ve bütünsel bir deneyim arıyor. Biz de IL Cortile ve Ecole St. Pierre olarak bu dönüşümün bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz.
MICHELIN Key ödülüne uzanan yolculuğunuzdan bahseder misiniz?
Michelin Key, bizim için yalnızca bir ödül değil; ekibimizin her gün gösterdiği tutkunun, emeğin ve misafir odaklı yaklaşımın bir sonucu. Bu başarı bireysel değil, aynı vizyona inanan büyük bir ekibin ortak hikâyesi. Ecole St. Pierre’in kültürü, iyi hizmeti bir görev değil, misafirin kalbine dokunan bir deneyim olarak gören insanların emeğiyle şekilleniyor. Bu ruhun uluslararası ölçekte takdir edilmesi bizim için tarifsiz bir mutluluk.
Hedefleriniz bahseder misiniz?
Ekibimizle birlikte her gün daha iyisini yapmak için çalışıyoruz. Aldığımız geri dönüşler, en büyük motivasyonumuz. İstanbul’u ve Türkiye’yi uluslararası arenada gururla temsil etmeye devam etmek ise en büyük hedefimiz.



