ÖZDİSAN
in ,

TRİBÜNLERİN VEFALI İSMİ; PAŞALI BİROL

Kendine has özel pankartları ve vefalı duruşuyla tribünlere renk getiren Paşalı Birol, Türk futbolunun en değerli tribün emekçilerinden biri. Fenerbahçe tribününün önemli isimlerinden biri olan Paşalı Birol, Türk futboluna hizmet vermiş önemli sporcu ve spor adamlarının fotoğraflarından oluşan bir müze tasarlamış. Paşalı Birol ile Bayrampaşa’da bulunan müze olarak tasarladığı evinde bir araya gelerek keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

İstanbul’un Fatih semtinde doğdum. Babam Tekel işçisiydi ve maddi durumumuz çok iyi değildi. O dönemlerde çoğu insanın ayakkabısı ya yırttık ya da lastikten yapılmaydı. 9 yaşıma kadar hiçbir kulüple ilgilenmedim. O yıllarda biraz kilolu olduğumdan dolayı bana “Gürbüz” diyorlardı. Mahalle arasında gazete kağıtlarından top yaparak futbol oynuyorduk. Bir gün sınıf arkadaşım Bülent, babasıyla birlikte Fenerbahçe – Galatasaray maçına gidiyordu. Babasına beni de maça götürmek istediğini söylemiş, o da kabul etmiş. Ben de arabaya bindim İnönü Stadı’na doğru yola koyulduk.

Bülent’in babası statta Süleyman Seba’yla görüştü. O yıllarda Süleyman Seba’yı tanımıyordum. Rahmetli Metin Oktay bir golüyle maçı Galatasaray kazandı. Şeref Tribünü’nde yer alan Bülent’in babası kendisini paralıyor, meğerse fanatik Fenerbahçeliymiş. O görüntü beni korkuttu “Bir daha bunlarla maça gelmem.” dedim. Bir de bu maçın rövanşı vardı. 3 gün sonra ikinci maç için beni evimden aldılar ve yine maça gidecektik ama önce Bülent’lerin evine uğradık babası bana lacivert bir takım elbise, açık mavi bir gömlek, sarı da bir kravat verdi. Stada gittiğimizde maçı aynı yerde izledik ve Fenerbahçe maçı 4-0 kazanarak şampiyon oldu. Eve gelince Bülent’in babası bizi bırakmadı. Bülent’e bütün okul arkadaşlarını çağırmasını söyledi. Bahçede büyük masalar kuruldu. Pilav, dondurma, üzüm hoşafı neredeyse her şey var. Bülent’in babası daha sonra “Bu yemeklerin bir karşılığı var.” dedi. Masayı temizlediler üzerine büyük bir Fenerbahçe bayrağı serildi. Bütün çocuklar ellerini masanın üzerine koydu. hep birlikte tekrar ettik. “Fenerbahçem seni ölünceye kadar bırakmayacağız, seni hep seveceğiz.” Bülent’in babası bu sözleri 3 – 4 kere tekrarlattı. Cebinden çıkardığı 1959 yazan 1 liraları 19 çocuğa tek tek dağıttı. Sonra elbiseyi de benden geri almadılar. Fenerbahçe sevdamız böyle başladı.

Pankart yapma fikri ilk nasıl başladı?

1981 yılına kadar pankart konularında daha çok aktiftim. Maçlara gittiğimde anlamsız, kafiyesiz çok pankart görüyordum ve bu durum benim hiç hoşuma gitmiyordu. Türk Sanat Müziği’nden ya da gazetelerde yazan ilgi çekici cümlelerden esinlenirdim. Kafiyeli sloganlar bulup Fenerbahçe’ye uyarlamaya başladım. Yaklaşık 1000’e yakın sloganım bulunuyor.

İlk pankartınıza ne yazdınız? Hatırlıyor musunuz?

Tabii ki hatırlıyorum. İlk pankartıma “Sana sevgim helal olsun Fenerbahçe”, altına da Kocamustafapaşalılar yazdım. Bu durum Bayrampaşa’da arkadaşları üzmüştü. O yıllarda Bayrampaşa’da mobilya üretimi yapan bir şirketim vardı. Bu yüzden de bana parayı Bayrampaşa’da kazanıyorsun ama gidip pankartın altına oturduğun yer olan Kocamustafapaşa’yı yazıyorsun dediler. Haklı olduklarını düşündüm. Bir sonraki maçta “1907’den beridir seni seviyoruz ve daima seveceğiz” yazdım ve altına Bayrampaşalılar diye ekledim.

Paşalı lakabınız semt isimlerinden mi geliyor? Sanılanın aksine isminiz Birol değil Vecdi. İsminizi hemen hemen herkes Birol sanıyor. Birol lakabı nereden geliyor?

Fenerbahçe tribününde semt isimleri bir zamanlar çok meşhurdu. Hemen hemen herkes pankartlara bulunduğu semtin isimlerini yazardı. Bir de İstanbul’da “Paşa” isminin geçtiği çok semt var. Ben de kimse incinmesin diye pankartların altına yalnızca “Paşalı” yazdım.

Kapalıçarşı’da tezgahtarlık yaptığım zamanlarda Sabah 7.30’da dükkanın mallarını dışarı çıkarıyordum. O sıralarda kadının biri hanın kapısına sertçe vurmaya başladı. Ben kendisine hanın 8.30’da açılacağını söyledim. Kadın beni dinlemedi ve Birol diye bağırmaya başladı. Ben de buyurun dedim. Kadın elindeki ayakkabı ile az kalsın bana vuruyordu. Kadının bana vurma girişimi ve Birol diye seslenmesi tezgahtar arkadaşların diline adeta pelesenk oldu ve kadın gittikten sonra bana takılarak “Naber Birol?” diye seslendiler. İsmim böylelikle Birol olarak kaldı.

Tribünlerin o holigan, şiddetli havasını da ortadan kaldırıyorsunuz. Rakip taraftarlarla hep dost geçinip onların da sevgisini kazanıyorsunuz. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Ben kavganın olduğu yerlerde bulunmamaya çalıştım. Pankartlarımda hiçbir zaman rakip takımı incitici, alaycı ve küfürlü yazılar yazmadım. Küfre çok karşıyım hele ki anneye küfür edilmesine asla tahammülüm yok. Anneye küfreden kendi annesi olduğunu unutuyordur diyorum.

Ülkemize emek vermiş insanların mezarlarını ziyaret ediyormuşsunuz. Bunla ilgili neler söylemek istersiniz?

Benim bir listem vardır ve burada eski futbolcuların, yöneticilerin ve sanat camiasının önemli isimlerinin ölüm tarihleri yazılıdır. Ayrım yapmadan Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Trabzonlu tüm rakiplerimizi ziyaret ediyorum.

Müzenizin çalışmalarına ilk olarak ne zaman başladınız? Sadece Fenerbahçe yok. Ezeli rakip ebedi dostlarınızdan da izler taşıyor.

1959 yılında hobi olarak başladım. Bugün bu müze, Türkiye’nin en önemli futbolcuları ve spor adamlarından izler taşıyor. Her futbolcu ve spor adamı için özel bir klasörüm vardır. İçinde hiçbir kulübün müzesinde olmayan fotoğraflar ve anılar vardır. Müzemde Ali Koç’un Fenerbahçe’nin 100. yılına özel hazırladığı ve sadece 100 kişide de olan bir hatıra kitapçığı da yer alıyor.

Yurt dışında sizi en çok etkileyen stad hangisiydi?

Kesinlikle Wembley Stadyumu’ydu. Harika bir atmosferi vardı. Aklıma geldikçe hala tüylerim diken diken oluyor.

Unutamadığınız ya da sizin için ayrı bir hikayesi olan maç/sezon var mı?

Fenerbahçe’nin şampiyonluğu kaybettiği Denizlispor maçı benim unutamadığım ve en çok üzüldüğüm maçlardan biridir. 1988-1989 sezonunda 103 golle şampiyon olmuştuk. Bu seneyi de hiç unutamıyorum çok mutlu olmuştum.

Peki şiddet olaylarını bitirmek için sizin önerileriniz var mı?

Taraftarların kaynaşması için çalışmalar yapmak lazım diye düşünüyorum. Arkadaşlık ve yardımlaşma duygularının gelişmesi önemli. Tribünlerde söz sahibi olan kişileri 3-4 kez aynı ortamlarda bir araya getirince ister istemez bir kardeşlik ortamı oluşur. Bu şekilde kendi tribünlerine dönünce oradaki rakip tribündeki arkadaşlarını unutmazlar. Kavga ve küfrü bu şekilde azaltabiliriz diye düşünüyorum.

İstanbulsporlular camiasına da yabancı değilsiniz. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

İstanbulspor’un benim için ayrı bir yeri vardır. Eskiden Bayrampaşa’da maç yapardı. Bizim taraftarları toplayıp İstanbulspor’u desteklemeye giderdim. İstanbulspor için atkılar, bayraklar ve pankartlar yaptırdım. Müzemde İstanbulspor’a ait çok eski fotoğraflar da var. Fenerbahçe’nin maçıyla denk gelmediği zamanlarda İstanbulspor maçlarını takip etmeye çalışıyorum. Mustafa Yurttaş ve Ecmel Faik Sarıalioğlu’na İstanbulspor’a verdiği emekler için çok teşekkür ederim. Zaman zaman İstanbulsporlular Derneği’nin organizasyonlarına da katılıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GIPHY App Key not set. Please check settings

TV Keyfinizi LG Büyük Ekrana Taşıyın

FN070A133-V1.0