in ,

KÖKLÜ BİR SEKTÖRÜN
BÜYÜYECEK BİR OYUNCUSUYUZ

“Endüstriyel otomasyonda çözüm ortağınız” sloganıyla yola çıkan Savior Otomasyon, otomatik kontrol, motor kontrol ve hareket kontrol alanlarındaki hizmetleri ve sektöre sunduğu anahtar teslim projeleriyle başarı grafiğini her geçen gün yükseltiyor. Savior Otomasyon ve Savior Solar Genel Müdürü Mehmet Celal Şahin’i ofisinde ziyaret ettik. Şahin ile, sektörün gidişatını, Savior markasının hizmetlerini ve geleceğini konuştuk.

Biraz kendinizde bahsedebilir misiniz?

SAVIOR OTOMASYON
GENEL MÜDÜRÜ
MEHMET CELAL ŞAHİN

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Çalışma hayatına 1984 yılında başladım. Özellikle bilgisayar sektöründe ciddi tecrübelerim oldu. DMY Holding ailesine icra kurulu üyesi olarak dahil oldum. 2 yıl sonra ise Savior Otomasyon’u yönetmeye başladım.

Özdisan Elektronik ile olan gönül bağından da bahseder misiniz?

Savior Otomasyon 2010 yılında kurulduğunda Özdisan’ın içinde bir departman olarak yaşıyordu. Yıllar içerisinde başarısını kanıtladı ve ayrı bir şirket olarak faaliyetlerine devam etme kararı aldı. Gönül bağımız o yıllara dayanıyor. İçinde bulunduğumuz sektör büyük sermayelere sahip güçlü aktörlerin de faaliyet gösterdiği köklü bir yapıya sahip. Büyük bir pazarın gelecekte çok daha fazla büyüyecek bir oyuncusuyuz. Kendimizi böyle tanımlıyoruz. Tabii daha alınacak çok yol olduğunu düşünüyoruz.

Savior Otomasyon’un odaklandığı projeler çoğunlukla hangi alanlarda?

Otomasyon tarafında bizim hedeflediğimiz kesim aslında tüm endüstri. Her sektörden müşterimiz var. Gıda endüstrisi, demir – çelik, inşaat, çimento, plastik, tekstil, bina otomasyonu… Bizim bütün cihazlarımız sektörün tamamına hitap ediyor. Ayrıca denizcilik ve havalandırma sektörlerinde çok başarılı uygulamalara imza attık. Bina otomasyonu alanında ise, 2 etap ve 22 bloktan oluşan “Ağaoğlu Maslak 1453 Projesi”nin bina yönetim sistemi, anahtar teslim olarak Savior Otomasyon tarafından devreye alındı. Uygulama tarafında makina alanına bu yıl daha da odaklanmayı planlıyoruz. İthalatını yaptığımız oldukça başarılı ve sektörde kendini ispat etmiş ürünlerimiz var. Bu ürünleri de sadece uygulamasını hakkıyla yapabilen firmalara sunuyoruz.

Yıllar içerisinde Savior Solar da ayrı bir marka olarak ortaya çıktı. Bu süreci de anlatabilir misiniz?

Savior Otomasyon ve Savior Solar, hitap ettikleri pazar, sundukları ürün ve hizmetler dikkate alındığında birbiriyle farklılaşıyor. O nedenle bu ayrıma ihtiyaç duyuldu. Aynı kapsam içinde derlemek mümkün olmadı. Solar bölümünün satış yaklaşımıyla otomasyonun satış anlayışı çok farklı. Solar dediğimiz iş alanı Türkiye’de yeni gelişen bir saha. Dolayısıyla yatırımı da çok farklı. Son 5 senedir de oldukça yükselişte. Türkiye’de bu işe yatırım yapacak yatırımcı sayısı çok fazla. Doğru politikalarla bu sektörün önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceğini öngörüyoruz.

Solar grubundaki müşteriniz genellikle kimler?

Solar tarafındaki müşterilerimiz iki türde birincisi; ithalatını yaptığımız ilgili ürünleri toptan olarak bizden alıp uygulama yapan veya tekrar satan bayilerimiz ; ikincisi bayiler üzerinden gerçekleştiremediğimiz bizim direk proje, uygulama ve EPC (Engineering Procurement and Construction / Mühendislik, Satınalma ve inşa-Mütteahitlik) faaliyeti gösterdiğimiz çeşitli son kullanıcılardır. Uygulamalarda ise müşterilerimiz hane halkı ya da fabrikalar olabiliyor. Çatısı yeterince büyük ve müsait olan binalara, villa ya da hayvan barınağı gibi tesislere çok başarılı uygulamalar yaptık. Tarlalardaki sulama alanları için projeler uyguladık. Enerji ihtiyacı olan fakat şebekeden enerji aktarımının güç olduğu alanlarda da gayet başarılı çözümler üretiyoruz.

Kaç kişilik bir ekibiniz var?

Şu anda 52 kişiyiz. Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa’da faaliyetlerimiz çok yoğun.

Firmalara sunduğunuz hizmetlerden de bahseder misiniz?

Müşteri kitlemizi üçe ayırıyoruz. İlki, OEM diye tabir ettiğimiz makine üreticileri. Bunlar arasında CNC tezgah üreten firmalar var örneğin. Bunlara direkt olarak hizmet veriyoruz. İkinci grupta son kullanıcılar var. Bu alanda da otomasyon ekibi olan büyük fabrikalara hizmet veriyoruz. Üçüncü grupta ise ithalatını yaptığımız ürünlerimizi direkt satın alan ve projelerinde uygulayan firmalar var. Bu firmalar ürünlerimizi katma değerli servislerle kendi müşterilerine satıyorlar. Bilgi birikimi ve kapasitesinin uygulama noktasında zayıf kalacağını düşündüğümüz hiçbir firmaya ürünlerimizi satmıyoruz. Çünkü mühendisliğini de layıkıyla yapabilecek firmalarla yol almak daha başarılı sonuçlar elde etmemizi sağlıyor. Sattığımız ürünlerde garanti de vermek zorundayız. Bu süre bizde 2 sene. Ayrıca hem tamir servisimiz mevcut hem de teknik destek hattımızda çağrılara cevap veriyoruz. Bazen ürünleri uygularken bir takım parametreleri sormak isteyebiliyor müşterimiz. 2 seneyi aşan projeler için de parça bulundurma yükümlülüğümüz var.

Otomasyon sektörünün durumunu konuşalım biraz da. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz gidişatı?

Sektör tabi ki alışmış olduğu yapıyı çok hızlı değiştiriyor. Şu an bu sürecin içerisindeyiz. Çünkü üretim süreçlerine bilgisayarlar da dahil oldu. Yazılımlarla birlikte birtakım fonksiyonlar ve süreçler birleşiyor. Makinelerle, daha önce bir takım switch’lerle veya başka tarz manuel temaslarla yaptığınız ayarları artık soft olarak uzaktan kontrol edebiliyorsunuz. Yani eskiden makinenin yanına giderek yapmanız gereken işi şimdi uzaktan bağlanıp yapabiliyorsunuz. Bu müthiş bir şey. Endüstri 4.0 dediğimiz şeyin gelecekte vadettiği avantajları dikkate aldığınızda, sektörün bir hayli hızlı gelişeceğini söylemek mümkün.

Otomasyon sektöründe herkes endüstri 4.0 konuşuyor. Siz firma olarak bu gelişmeleri nasıl takip ediyorsunuz?

Her şeyden evvel, pazarda var olmak istiyorsanız gelişmeleri yakından takip etmek zorundasınız. Gelişmeler zaman içerisinde standartlara dönüşüyor. Uyum sağlayamayan firmalar ise kulvardan ayrılıyor. Ancak şunu da kabul etmek gerekir. Bir gecede tüm sektör Endüstri 4.0’a uyumlu hale gelemez. Bu da bir süreç. Hali hazırda piyasada çalışan binlerce makine var. Geçiş aşamasına özel ürünler dahi çıkıyor. Zaman içerisinde bunlar daha bütünleşik hale gelecekler. Hem temsil ettiğimiz ürünlerin üreticileri hem de müşterilerimiz sektördeki gelişmelere uyum sağlıyor. Bilinenin aksine Türkiye’nin en önemli ihracat kalemlerinden biridir makine. Yani bizde de pazar küçülmüyor aksine gün geçtikçe büyüyor.

Makine sektörüne yakından baktığınızda sizi çok şaşırtacak çapta başarıları olan birçok firma göreceksiniz. Almanya’da 100.000 Euro’ya mal edilen bir makineyi ülkemizde 50.000 Euro’ya satan firmalar dahi var. Biz de kendimizden gerideki ülkelere o makineleri ihraç ediyoruz. Servo motor gibi bazı nitelikli makineleri üretemiyoruz tabi ki, bunları yurtdışından getirmek zorundayız. Ancak sektördeki başarılı firmaları da görmezden gelemeyiz. Kendi özelimize gelecek olursak, bizim alanımızda durgunluk yok. Zaten büyüyecek bir pazarın parçasıyız. Sektöre doğru hizmetleri ve ürünleri zamanında sağladığımız, müşterilerimizi de bu yönde desteklediğimiz sürece önümüz açık olacak. Açıkçası her sene daha da büyüceğimizi tahmin ediyorum.

Savior olarak yeni bir projeniz ya da odaklanacağınız bir alan olacak mı?

Gelişen ürün gamlarımız var. Eurodrive markasıyla geçen sene çalışmaya başlamıştık. Bu sene onun satışlarında çok ciddi bir gelişme gözlemliyoruz. Yeni markaların Savior ailesine katılımı var gündemde. Ayrıca robot kol işine girmek istiyoruz. Bu konuda uygun zeminin oluşmasını bekliyoruz. Solar alanında belediyelere uyguladığımız çok başarılı aydınlatma projelerimiz oldu. Bunların da devamı gelecek.

TEMSİLCİSİ OLDUĞUMUZ MARKALAR SAVIOR

● Panasonic
● Danfoss
● Weintek
● General Electric
● Trio
● KTI
● Hiwin
● Eura Drive
● Sesame
● Waaree
● Talesun
● Growatt
● Silicon CPV

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GIPHY App Key not set. Please check settings

KABLOSUZ HABERLEŞMEDE BİR DEVRİM
RADYO FREKANSLARI

TV Keyfinizi LG Büyük Ekrana Taşıyın