in ,

GÜCÜNÜ İLKELERİNDEN ALAN BİR MARKA: PANASONİC

1981 yılından bu yana Türkiye pazarında bulunan Panasonic Elektronik, üstün kaliteli Panasonic ürünlerini, Türk tüketicilerine ulaştırmaya ve söz konusu ürünler için destek verme misyonuyla çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Farklı ürün grupları ile Türkiye ve dünyada lider olmayı başaran Panasonic’in, Otomotiv &Endüstriyel Sistemler Kategori Müdürü Evrim Erdoğan ve Satış Müdürü M. Necip Müftüler ile bir araya gelerek, tüm dünyada ürün gamının genişliğiyle tanınan markanın şirket politikası ve hedeflerini konuştuk.

Sizleri tanıyabilir miyiz? Panasonic Elektronik bünyesindeki pozisyonlarınız nedir?

Evrim Erdoğan: Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik Haberleşme Mühendisliği Bölümü mezunuyum. Işık Üniversitesi’nde master yaptım. 15 yıllık sektör deneyimimin beş yılını Panasonic’te geçirdim. İlk iş hayatıma da global bir röle firmasında başladım. Şunu söyleyebilirim ki on yıldır röle sektöründe yoğun bir şekilde çalışıyorum. Şu an Kategori Müdürü olarak çalışıyorum. Evliyim, bir kızım var.

M. Necip Müftüler: Uludağ Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Komponent sektöründeki ilk deneyimimi burada yaşadım. Panasonic’te yedinci yılımı dolduruyorum. Şirkette Satış Müdürü olarak görev yapıyorum. İşten arta kalan zamanlarımı, görmediğim yerleri gezerek değerlendiriyorum.

Görev tanımınızdan ve ürün gruplarınızdan bahseder misiniz?

E. E.: Sizin de bildiğiniz gibi Panasonic global çaplı bir Japon kuruluşu. Dört büyük farklı şirketi bünyesinde barındırıyor. Biz Necip Bey ile Otomotiv & Endüstriyel Sistemler dediğimiz grup bünyesinde çalışmalar yapıyoruz. Türkiye odaklı olarak üç farklı ülkeye bakıyoruz. İşimizin yüzde 80’ini röle, yüzde 20’lik kısmını diğer ürünler oluşturuyor. Röle, Panasonic’i dünya lideri yapan ürünlerden olduğu için biz diğer ürün gruplarında ilerlemeyi ve büyümeyi hedefliyoruz. Türkiye pazarında da liderliğimizi sürdürüyoruz. Üretici bir firma olduğumuzdan, bu avantajla daha çok şey başarmaya odaklanıyoruz.Panasonic Türkiye olarak yedi milyon Euro’ya yakın bir ciro elde ediyoruz. Bizim Türkiye’de üç tane direkt irtibatta olduğumuz müşterilerimiz var. Bu müşterilerimiz haricindeki firmalara distribütörlerimiz aracılığıyla ulaşıyoruz. Distrübütörlerimiz ve satış ekiplerimizle sürekli olarak iletişim halindeyiz. Düzenli müşteri ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Onlara proje desteği veriyoruz.

N. M.: Bizdeki organizasyon yapısı biraz farklı. Farklı birimlere odaklanmamıza rağmen, birbirimizi destekleyerek çalışıyoruz. Benim sorumluluğumda olan iki farklı ürün grubu var. Bizim bağlı olduğumuz birimin ana konusu röle. Tabi bunun dışında konnektörlerler ve switchler de var.

Çalışma kapasitenizden ve yurt dışı hedeflerinizden bahseder misiniz?

E.E.: Yeni projeler, müşteriler ve ürün gruplarımızla yeni alanlar yaratmak gibi hedeflerimiz var. Pazar koşullarının ve ürün ağımızın el verdiği sürece faaliyette bulunduğumuz bölgelerde büyümeyi amaçlıyoruz. Ürünlerimiz bir projeye girdiği zaman yıllarca kalabiliyor.En büyük zorluğu ise çok fazla rakibinin olması. Bu nedenle işi kazanmak da kaybetmek de çok zor olmuyor. Dolayısıyla biz, işimizi korumak için de konumlanıyoruz. Müşterilerimizle sürekli iletişim halinde kalarak, ziyaretler gerçekleştirerek ve sorunlarıyla yakından ilgilenerek ilişkimizi güncel tutuyoruz. Ürün teslimi öncesi ve sonrası tüm süreçleri takip ediyoruz. Tedarik ve distrübütörden memnuniyet gibi konuları takip ederken, yeni projeler de üretmeye çalışıyoruz. Yeni müşteriler kazanmak için ARGE merkezlerine ziyaretler gerçekleştiriyoruz. İki yönlü çalışmamız var. Örneğin şu sıra yeni sensör ürünlerimiz var. Distrübütörle birlikte araştırma yaparak hangi müşterilere gidebileceğimizi konuşuyoruz; çünkü distrübütörlerimizin networkleri daha geniş. İletişim halinde kalarak firma ziyaretlerine gidiyoruz. Ürüne göre müşteri ya da müşteriye göre ürün bularak iş hacmimizi genişletmeye çalışıyoruz. Bu süreç Türkiye’de olduğu gibi sorumlu olduğumuz diğer ülkelerde de aynı şekilde devam ediyor. Proje ve pazar koşulları ülkemize göre bir farklılık gösteriyor.

N. M.: Satıştan sonra süreç bitmiyor bizim için. Biz projeyi gerçekleştirip satışı yaptıktan sonra, müşteri ilişkilerimizi sürdürmek ve müşterinin taleplerini karşılamakla yükümlüyüz. Türkiye’de beyaz eşya sektörü, İsrail’de medikal sistemi çok güçlü. Farklı marketlere ve farklı taleplere ürün satışı yapıyor olmak, bize hem deneyim kazandırıyor hem güç veriyor.

Peki distrübütörlerinizi belirlerken hangi kriterleri göz önünde bulundurdunuz?

E.E.: Ürün grubumuza hitap eden distrübütör bulmak bizim için çok önemli. Sektörde çok fazla distrübütör olabilir; ancak her birinin algısı ve odaklandığı müşteri ile ürün grubu farklı. Bizim önceliğimiz, kendi ürün grubumuzu piyasada en iyi sunabilecek distrübütörler bulmak. Fiyatları düşük bantta yer alan bir ürün grubumuz olduğu için her distrübütörün odağında olmaması gibi dezavantajına rağmen her müşteride kapıya açan bir ürün grubuna sahibiz. Ürünlerimiz için “olmazsa olmaz” demek mümkün.

N.M.: Uygun satışı ve lojistik ağı ile birlikte tedarik zincirini iyi kurmuş, sahada yeterli satış mühendislerine sahip distrübütörlerle çalışmayı tercih ediyoruz. Masa başında satış yapmaya çalışan distribütörler, bizim anlayışımıza hiç uygun değil. Söylediğimiz gibi kolayca müşteri kaybedeceğimiz bir ürün grubuna sahibiz. Bu yüzden de sürekli sahada ve müşteriyle iletişim halinde olan distribütörlerle çalışmayı tercih ediyoruz. Satışı gerçekleştirdiğimiz tüm ülkelerde tek distribütörlükle ilerliyoruz. Panasonic yönetiminin kararı, ürünlerimizin çok fazla distirübütöre yayılmayı gerektirmediği yönünde. Özellikle Türkiye’de çok doğru bir distrübütörle başlamışız. Özdisan ile yürüttüğümüz iş birliğimizde 20 senemizi doldurduk.

“Farklı marketlere ve farklı taleplere ürün satışı yapıyor olmak, bize hem deneyim kazandırıyor hem güç veriyor.” M. Necip Müftüler

Ürün gruplarınız hangi ülkede üretiliyor?

N.M.: Bizim ürün gruplarımız; Tayland, Japonya, Çekya ve Çin’de üretiliyor. Ürünlerde çok fazla fiyat baskısı var. Bu yüzden de üretim fiyatının düşük olduğu ülkelerden ürün grupları getirmeye özen gösteriyoruz. Tayland bu ülkelerin başında geliyor. Türkiye’ye hitap eden ürünlerimiz çoğunlukla Tayland merkezli. Avrupa’da Çekya ve Almanya sınırında fabrikalarımız var. Buradaki fabrikalardan da Türkiye’ye ürün geliyor.

Türkiye’deki rakiplerinizle kıyasla, sizi farklı kılan nedir?

E.E.: Panasonic, Japon firması olmasından kaynaklı olarak, ince elenip sık dokunmuş bir kalite ağına sahip. Rakiplerimize göre kaliteye çok fazla önem veriyoruz. Müşteri ürünü kullandığında, “Panasonic’in ömrü daha uzunmuş” diyebiliyor. Müşteri aslında ürününüzü alırken fiyata ve satış sonrası verdiğiniz desteğe de çok dikkat ediyor. Ürününüz çok iyi ve kaliteli olabilir; fakat verdiğiniz destek kötüyse müşteri açısından tercih edilmiyorsunuz. Ürünlerimizde Panasonic’ten ya da distrübütörden kaynaklanan bir sorun varsa, ürün iadesiyle müşteri mağduriyetini en hızlı şekilde çözüme kavuşturuyoruz. Panasonic röle ürünleri ile hem Türkiye hem de dünya pazarında lider bir marka.

Panasonic olarak pazar payınız nedir?

N.M.: Çok fazla rakip olmasına rağmen, dünyada ve Türkiye’de pazar payımız yüzde 30’un üzerinde. Dünyadaki ve Türkiye’deki Pazar payımız paralel ilerliyor.
Yıllık cironuz nedir?

E.E.: 7 milyon euroya yakın ciro yapıyoruz.

2018 yılında yaşanan ekonomik sorunlar sizi nasıl etkiledi? 2019 hedeflerinizi paylaşır mısınız?

E.E.: 2017 yılı bizim için çok verimli geçmişti ve yeni hedefler belirlemiştik; ancak ne yazık ki 2018 yılında yaşanan ekonomik sorundan biz de oldukça etkilendik. Özellikle haziran ayında, sektörümüzde hızlı bir düşüş yaşandı. İnşaat sektörüne ürün tedarik ettiğimiz için ekonomik sıkıntılar ilk olarak bize yansıdı. 2019’da her şeyin daha iyiye gideceğine inanıyoruz. Krizin ötesinde, ürün bulamama gibi bir sorunumuz da var. Ürün teslim sürelerinde periyodik olarak ortaya çıkan bu soruna bağlı olarak, ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bu olumsuz süreci en iyi şekilde yönetmeye çalışsak da bazen çok zorlayıcı olabiliyor.

N.M.: Ekonomik sorunların, söylendiği gibi en geç haziran ayında bitecek olması bizim de en büyük temennimiz. Böylelikle 2019’da hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyorum.

Ard arda yürürlüğe giren KDV indirimleri birçok sektörü hareketlendirdi. bu süreç sizi nasıl etkiledi?

E.E.: Vestel ve Arçelik bizim ana müşterilerimiz. Dolayısıyla beyaz eşya alanında olumlu etkilerini gördük. İndirimin 2019 yılında da devam etmesi sevindirici bir gelişme oldu.

Özdisan ile iş birliğinizde süreciniz nasıl ilerliyor?

N.M.: 20 yılı aşkın süredir devam eden bir iş birliğimiz var ve en önemlisi aynı dili konuşuyoruz. Özdisan Elektronik bizim ürün grubumuza göre seçilmiş çok doğru bir distrübütör. Birbirimizi çok iyi anladığımızı düşünüyorum. Aynı gemide olduğumuzun farkındayız. Birbirimize ne kadar çok destek olursak, o düzeyde tamamlanır ve büyürüz. Pazar payımızın bu denli büyük olmasında Özdisan’ın desteği ve emeği çok büyük. Aramızda çok güçlü bir sinerji var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GIPHY App Key not set. Please check settings

ÖZDİSAN

GÜCÜMÜZÜ GELECEĞE AKTARIYORUZ

TÜM YÖNLERİYLE KONDANSATÖRLER