in ,

CHIANG MAI

Uzak Doğu tatili denilince, insanın temkinli yaklaşası geliyor. Çok iyi bir plan yapmayı ve doğru zamanı kollamamız gerektiğini düşünüyoruz. Ben ilk defa bir Uzak Doğu seyahatine çıkıp henüz ülkesine dönen bir vatandaş olarak şunu diyebilirim ki; tatili gözünüzde büyütmeden, ertelemeden plan yapın ve Tayland’a özellikle Chiang Mai’ye gidin. Yaşadığım şehir olan İstanbul’dan bile daha kolay olan bu kentte medeniyet seviyesine, hizmet anlayışına ve her şeyin ulaşılabilirliğine inanamayacaksınız! Dilediğiniz ya da yapmayı planladığınız her şey adeta önünüze sunuluyor veya kapınıza geliyor. Qatar Airways ile Doha aktarmalı olarak kolayca ulaşabileceğiniz bir şehir olan Chiang Mai’da neler var neler…

BEGÜM GÜNEŞ

Chiang Mai’da ulaşım:

Biz turist olarak risk almamak ve rahat iletişim kurmak adına şehir içinde hep “Grab” adlı uygulamayı kullandık. Başka bir seçenek kullanmadığımız için fiyat karşılaştırması yapamıyorum ama ülkemizde kullanılan diğer uygulamalarla karşılaştırırsak, Uber ya da BiTaksi gibi uygulamalardan bile çok daha kullanışlı olduğunu söyleyebilirim. Henüz applicationdan çağırıp da gelmeyen bir araca rastlamadık. Grab, yaklaşık 10 saniye içinde aracınızı bulup 3-4 dakika içinde yanınızda olmasını sağlayan bir uygulama. Gideceğiniz konumu yazdığınız için dil bilmeyen bir şoför olsa bile (inanılmaz ama hepsi İngilizce biliyordu) sıkıntıya düşmenize gerek olmuyor. Nakit ya da kredi kartıyla ödeme yapabiliyorsunuz ve çok temiz araçlarda seyahat ediyorsunuz. Tayland’da para birimi olarak Tayland Baht’ı kullanılıyor. 1 Türk Lirası yaklaşık 6 Tayland Bahtına denk geliyor. Türkler için Grab uygulaması da birçok hizmet gibi çok uygun fiyatlı kalıyor. Bunun dışında otobüs, taksi, Tayland’da tuktuk adı verilen minik araçlar ve toplu taşıma da mevcut seçenekler yer alıyor. Ancak tuktukların bazı turistik noktalarda durup, istenilmeyen yerlere götürdüğüne dair hikayeler duymuştum, onun için de uyarmak isterim.

Yeme- içme:

Gittiğim yeni ülkelerde gördüğüm yerler kadar yiyecek ve içecek kültürünü keşfetmek de benim için çok önemlidir. Bu konuda önyargısız olduğumu da söyleyebilirim. Yeni lezzetler tatmak benim için büyük bir mutluluk. Hem de içinde bulunduğum toplumda tamamlanmış ve o süre zarfı içinde kendimi oraya gerçekten ait ve adapte olmuş hissediyorum. Önyargılı bir insanın bile Tay yemeklerini beğenmemesi için bir sebebi olmaz diye düşünüyorum. Gerçekten çok lezzetli bir mutfağa sahipler. Çevre kültürlerin de etkilerini mutfaklarında görebilirsiniz. Bol bol noodle, deniz ürünü ve baharatlı lezzetler tadabilirsiniz. Üstelik çok uygun fiyatlara gerçekten doyurucu bir yemek yiyebilirsiniz. Tavsiye edebileceğim bazı restoranlar: Khao by Four Seasons Chiang Mai, B Samcook 16, David’s Kitchen ve Riverside olacaktır.

Bunun yanı sıra bu şehirde kahve üretimi yaygın olduğundan, aklınıza gelmeyecek kadar çok kahveci dükkanı açılmış. Üstelik hepsi de çok modern ve başarılı. Şehrin en iyi kahvecisi Graph Coffee ama bunun dışında Impresso’yu da önerebilirim. Kahve meraklısıysanız, Graph‘ın kahve çekirdeklerinden eve götürmek için satın alabilirsiniz. Açıkçası gelir seviyesi böylesine düşük bir ülkeden, böyle modern, lezzetli yemeklerin ve içeceklerin ya da özellikle kahvelerin olduğu mekanlar ummazdım. Ama yerlilerinin de çok sevdiği bir şehir olması boşuna değil elbette. Yolunuz düştüğünde sizi de kendisine hayran bırakacaktır.

Fil turları:

Chiang Mai’ı önemli kılan başlıca gezilerden biri de sevenlerini fillerle buluşturan birçok tur olması. Yalnız bu turlarla ilgili bazı önemli detayları paylaşmak isterim. Tayland’a giden birçok turistin fillerin üstüne binip turlarken, resim ya da gösteri yapan filleri izlerken fotoğraflarını görmüşsünüzdür. Bu çeşit aktiviteler aslında fillerin doğasına aykırı olup, birçok kuruluş tarafından protesto ediliyor. Ancak hala tamamen yasaklanmamış, turizmde önemli yer tutan aktivitelerdendir. Biz fillerle zaman geçirmek için “Elephant Nature Park”ı seçtik. Burayı seçmemizdeki en önemli unsur, bölgedeki fillerin kurtarılmış filler olmasıydı. Bu parkta filler yalnızca kendi doğasına uygun aktiviteler yapıyor; yani yemek yiyor, oyun oynuyor, banyo yapıyor ve arkadaşlarıyla vakit geçiriyorlardı. Biz ziyaretçiler de onların bir gününe eşlik etmiş olduk yalnızca. Turun çeşitli türde versiyonları var. Ofislerine gidip dilediğinizi seçebiliyorsunuz. Biz üç büyük, iki bebek fille, bir tam güne yakın zaman geçirilen aktiviteler yapmayı tercih ettik. Sabah tur bizi otelimizden aldı, 1.5 saat mesafeli parka götürdü ve bütün günümüzü fillerle doyasıya geçirdik. Onlara yemek verdik, beraber yürüyüş yaptık, banyo yaptırdık. Gerçekten tarif edilemeyecek kadar keyifli bir tecrübeydi bizim için. Herkesin hayatında bir kez deneyimlemesi gerekir diye düşünüyorum. Bu tarz turlar 1500 ile 2500 Tayland Bahtı arasında değişen fiyatlara sahip ve size öğlen yemeği de dahil, ulaşım hizmeti de veriliyor. Aslında çok ucuz bir tur değil ama hayvanları böylesine sahiplenip, koruyan kuruluşlara destek olmak için değer diye düşünüyorum. Filler bir günde, 16 saat yemek yiyorlarmış.

Bu yüzden bu tarz kuruluşların ciddi bir yemek ve bakım ihtiyaçları doğuyor. Siz de bir gün deneyimlemek isterseniz, şehrin eski bölgesinde bulunan ofislerini ziyaret edip turunuzu ayarlamanız yeterli olacaktır. Önceden de belirttiğim gibi bu tarz turlara da diğer her şey gibi kolayca ulaşabiliyorsunuz.

Şehirde konaklama ve görülecek yerler:

Bu şehir tam bir tapınak cenneti. Hepsinin mimarisi de oldukça ihtişamlı ve etkileyici. Şehir merkezi düzayak olduğu için yürüyerek birçok bölgeyi, özellikle eski şehri dolaşabiliyorsunuz. Bu süreçte karşınıza, adım başı bir tapınak çıkıyor. Bildiğiniz gibi ülkenin resmi dini Budizm, ülkenin %92’si ise Budist. Bu yüzden ibadetlerini bu tapınaklarda gerçekleştiriyorlar. Budistler Buddha’ya taptıkları için heykelleri de bu tapınaklarda sık sık karşınıza çıkıyor ve onlara saygısızlık yapmak yasalarca suç teşkil ediyor. Tapınaklara giriş çıkışlarda da eğer kıyafetleriniz yeteri kadar kapalı değilse size kıyafet temin ediyorlar. Bütün tapınakları gezmeye kalkarsanız, sanırım günlerinizi alabilir. O yüzden önemli birkaç tapınağı gezmek de fikir sahibi olmaya yetecektir. Wat Phra Singh, Silver Temple, Wat Chedi Luang, Wat Sri Suphan, Wat Ched Yot, Wat Phra That Doi Suthep başlıca görülebilecek görkemli tapınaklardan bazılarıdır.

Konaklama için şehrin iki bölgesini önerebilirim. Birincisi bizim de kaldığımız bölge olan eski şehir bölgesi. Pastell Oldtown Hotel gerçekten çok sempatik ve çok iyi konumda olan bir oteldi. Şehrin yeni trend bölgesi de
Nimmanhaemin. Burası da konaklama için tercih edilebilir ve burada alışveriş amaçlı geziler yapabilir. Ayrıca güzel kahvecileri ve restoranları da deneyimleyebilirsiniz.

Şehirde unutulmaması gereken bir diğer güzel aktivite de tabii ki masaj yaptırmak. Thai masajını duymayan yoktur sanırım. Burada adım başı bir masaj salonuna denk geleceksiniz ve çok uygun fiyatlara masaj yaptırmadan dönmeyin derim. Bazı salonlar sizi otelinizden alıp tekrar bırakma imkanı sağlayabiliyor.

Kısacası burada her şey sizin konforunuz için tasarlanmış ve her şeye kolayca ulaşabilirsiniz. Gözde büyütmeden, gitmek istiyorsanız hayatı ertelemeden bu şehri keşfedin derim. Şimdiden mutlu seyahatler!


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

özdisan

GÜNAY YAVAŞ: VAZİFE ADAMIYDIM

Samsung Yeni Galaxy Tab S5 Modelini Tanıttı