Türkiye’nin Teknoloji Üssü: ODTÜ Teknokent

0
26

Günümüzde sanayileşmiş birçok ülke sahip oldukları teknokentleri, ekonomik gelişmelerinin en önemli araçlarından biri olarak görüyor. Özellikle İngiltere, Fransa, ABD ve Çin gibi ülkeler, üretim ve hizmet sektörlerinde ürettikleri katma değerin önemli bir bölümünü teknokentler bünyesinde gerçekleştirilen AR-GE çalışmalarıyla elde ediyor. Başarılı çalışmalarıyla gurur kaynaklarımızdan biri olan ODTÜ TEKNOKENT de Türkiye’nin önemli teknoloji merkezlerinden biri. Teknoloji tabanlı girişimleri destekleyen önemli programlara sahip ODTÜ TEKNOKENT, katma değer yaratacak çalışmalara da AR-GE desteği sağlıyor. Üniversite – sanayi iş birliği kapsamında yürüttükleri projeler ve geliştirdikleri ürünlerle ulusal ve uluslararası arenada önemli ödüller kazandıklarını ifade eden ODTÜ TEKNOKENT Genel Müdürü Serdar Alemdar ile faaliyetleri hakkında konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz?

1976 Ankara doğumluyum. ODTÜ Makina Mühendisliği ve ETH Zürih Elektronik Mühendisliği bölümlerini bitirdim. İsviçre’de AR-GE mühendisi olarak başlayan profesyonel iş hayatımda 14 yıl boyunca iletişim ve bilgi teknolojileri sektöründe yönetim danışmanlığı, satış ve pazarlama yöneticiliği yaptım. Paralel olarak da basketbolla önce sporcu, sonrasında da antrenör ve köşe yazarı olarak ilgilendim. 2000’li yılların başında antrenörlük yaparken kafamda oluşmaya başlayan ve teknolojinin ilerlemesi ile 2010’lu yılların başında yapılması mümkün olabilen spor sahalarından gerçek zamanlı veri toplayarak, bunu analiz edebilen bir platform geliştirme fikrini arkadaşlarımla paylaştım ve 2011 yıllarında girişimciliğe atıldım. Geçtiğimiz şubat ayından bu yana da ODTÜ TEKNOKENT Genel Müdürü olarak görev yapıyorum.

ODTÜ TEKNOKENT’in faaliyetleri ve yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?

Dünyada üniversite içinde kurulmuş teknoparklar arasında büyüklük açısından önemli bir yere sahip olan ODTÜ TEKNOKENT; girişimcilerin, yenileşimcilerin ve şirketlerin yeşerdiği ve geliştiği bir inovasyon iklimi tasarlamak, kurmak, yaşatmak misyonu ve geleceği şekillendiren, dünya çapında başarılı bir “inovasyon ekosistemi” oluşturmak vizyonuyla kuruldu. ODTÜ TEKNOKENT tarafından bölgede yer alan teknoloji şirketleri ve girişimciler için çok çeşitli programlar yürütülmektedir. Teknoloji tabanlı girişimciliğin desteklenmesi kapsamında “Yeni Fikirler Yeni İşler Hızlandırma Programı (YFYİ)” ve “Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi (ATOM)”, kuluçka merkezleri; bir finansal araç olarak yatırım ve hızlandırma şirketi (GROWTH CIRCUIT), akademik bilginin ticarileşmesi için “Teknoloji Transfer Ofisi (ODTÜ TTO)”, uluslararası iş birliği platformlarınıdesteklemek üzere “Teknokent Proje Yönetim ve Danışmanlık Ofisi”, şirketler arası iş birliklerinin geliştirilmesini amaçlayan savunma sanayi (TSSK), ICT (T.ICT) ve ileri sağlık teknolojileri (T.HEALTH) kümelenmeleri ile yurt dışı ofisleri gibi birçok alanda çalışmaları bulunmaktadır.

ODTÜ TEKNOKENT bünyesinde kaç firma bulunuyor? Faaliyet gösteren firmalar ağırlıklı olarak hangi sektörlerde yer alıyor?

ODTÜ TEKNOKENT, %60’dan fazlasının teknokentte kurulmuş şirketlerin oluşturduğu 380’nin üzerindeki teknoloji şirketi, %90’ı üniversite mezunu, doktora veya yüksek lisans mezunu olan 7.500’den fazla personele yarattığı istihdam olanakları ile Türkiye’deki diğer teknoparklara da örnek teşkil edecek başarılara imza attı. ODTÜ TEKNOKENT’te faaliyet gösteren teknoloji şirketleri ve girişimcilerin %50’si yazılım – bilişim, %21’i elektronik, %9’u telekomünikasyon, %6’sı medikal teknolojiler, %14’ü ise ileri malzeme, tarım, gıda, uzay-havacılık, enerji, otomotiv ve çevre gibi diğer alanlarda AR-GE çalışması yürütüyor.

İnovasyon ekosistemi oluşturmak gibi bir vizyonunuz var. Diğer teknokentlerden farklı olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Türkiye’nin ilk, en yenilikçi ve en olgun teknoparkı olan ODTÜ TEKNOKENT, aralarında Aselsan, Havelsan, TUSAŞ, Siemens, Türk Telekom, ULAK, Netaş, Nurd (Comodo), ATOS, Arçelik, Vestel, Samsung gibi global şirketlerin AR-GE çalışmaları yürüttüğü; özgün helikopterden, yerli İHA’lara, milli uydudan, yerli savaş uçağına, 5G teknolojisinden, akıllı TV’lere kadar bir çok teknolojinin geliştirildiği bir teknoloji üssü haline geldi. ODTÜ’nün araştırma kapasitesi ve bilgi birikiminin, sanayi ile iş birliği içinde teknolojik ürünlere dönüştüğü, geliştirilen teknolojilerin yüksek katma değerle küresel pazarlara satıldığı ODTÜ TEKNOKENT’ten yapılan teknoloji satışı 1,4 milyar USD’yi, toplam teknoloji satışı ise 13 milyar TL’yi aşarak, ülke ekonomisine önemli katkılar sağladı. Ülkemizin uluslararası arenada rekabet gücünü artıracak teknolojileri geliştiren ve üreten firmalara, araştırmacılara ve akademisyenlere çağdaş alt ve üst yapı olanakları sunmayı amaçlayan ODTÜ TEKNOKENT, gerçekleştirdiği üniversite – sanayi iş birliğini artırmaya yönelik etkinlikleriyle taraflar arasında sinerji doğmasına da katkı sağlıyor.

ODTÜ TEKNOKENT’in AR-GE çalışmalarından bahseder misiniz?

Firmalarımız üniversite – sanayi iş birliği kapsamında yürüttükleri projeleri ve geliştirdikleri ürünleri ile Avrupa Birliği Tasarım Ajansı Tasarım Ödülleri, Dünya İletişim Ödülleri, Tübitak Teknoloji Ödülleri, Deloitte Technology Fast 50 gibi sadece Türkiye’de değil, dünya çapında ödülleri elde etti. Dünya çapında çok sayıda kullanıcısı bulunan online eğitim sitesi, ilk yerli playstation oyunu, satış rakamları sekiz milyonun üzerinde olup dünyanın ilk 100 oyunu arasında yer alan oyun teknolojileri, Türkiye’nin ilk ve tek sosyal içerik platformu, yerli fiber lazer teknolojisi, ilk ve tek yerli rehabilitasyon robotu, ilk yerli çip, kendi enerjisini üretebilen koklear implant, dünyanın en küçük atomik kuvvet mikroskobu, yerli insansız hava aracı, milli helikopter, milli savaş uçağı, Göktürk-2 uydusu, yerli 5G altyapısı gibi ülkemizin önde gelen teknolojileri ODTÜ TEKNOKENT’te geliştirildi.

Üniversite ve sanayi iş birliklerine yönelik yaptığınız çalışmalar neler?

Yürüttüğü program ve projeler kapsamında ODTÜ TEKNOKENT şirketleri tarafından 2002’den bugüne kadar üniversite ile iş birliği içerisinde 1.500’ün üzerinde ortak AR-GE projesi yürütüldü. 45’in üzerinde farklı bölüm, araştırma merkezi ve enstitüden 700’den fazla akademisyen ile 2.500’ün üzerinde sözleşme imzalandı. Ayrıca bünyemizde kurulan “ODTÜ – TTO Teknoloji Transfer Ofisi” hem üniversite – sanayi iş birliğinin geliştirilmesi hem de teknoloji odaklı girişimciliğin desteklenmesi için geliştirilmiş bir yapıya sahip.

Sanayi iş birlikleri ve ilişkileri geliştirme çalışmaları kapsamında oluşturduğumuz “Sanayi Direktörlüğü”, üniversite – teknokent – sanayi iş birliğini ve ilişkilerini geliştirmek amacıyla bir arayüz görevi üstlenerek, sanayinin AR-GE gereksinimi olan alanlarda iş birliği, muafiyet konularında mentörlük sağlarken bir yandan da sanayi ile ortak proje yürütmek isteyen araştırmacıların ve üniversite ile birlikte çalışmak veya üniversiteden hizmet almak isteyen sanayi kuruluşlarının taleplerini en doğru şekilde tespit ederek eşleştirmeyi hedefliyor.

Uluslararası arenada başarılı şirketler yaratmak adına neler yapıyorsunuz? 2014 yılında çalışmalarına başlanan, Türkiye ve ABD’deki teknoloji girişimcileri için bir kuluçka ve hızlandırma merkezi olarak faaliyet göstermek üzere kurulmuş olan Growth Circuit San Francisco Hızlandırma Merkezi, KOSGEB Uluslararası Kuluçka ve Hızlandırma Programı kapsamında desteğe layık görülerek, ülkemizin ABD’ye ve global pazarlara açılan kapısı olarak tescil edildi. Merkez kapsamında şu ana kadar 80’in üzerinde girişimciye ofis desteği, 145’in üzerinde girişimciye hızlandırma programı desteği verilmiş olup, 60’dan fazla kuruluşla iş birliği yapıldı.

Bu destekle birlikte kurulmuş olan Teknokent Girişim Destek ve Yatırım AŞ, marka adıyla Growth Circuit; bir yatırım, hızlandırma ve co-working şirketi olarak çalışmalarına başladı. 2018 yılı başından itibaren yeni yatırımcıları ile birlikte 2 milyon USD’ye ulaşan fon büyüklüğü ile Growth Circuit, erken aşama teknoloji start-up’larına yatırım ve hızlandırma desteği vermeye başladı. Toplamda 20 erken aşama teknoloji şirketi Growth Circuit’ten toplamda 360.000 USD ön tohum yatırım alıp ABD’ye giderek ürünlerini global pazara açma konusunda ilk adımlarını attı.

ODTÜ TEKNOKENT’te başarılarıyla ön plana çıkan girişimci hikayeleri var mı? Varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Burada yürütülen programlarla teknoloji şirketlerinin kuruluşuna destek sağlanırken, kuluçka merkezlerinde yer alan yeni teknoloji şirketleri ve girişimciler için de mentorluk, danışmanlık ve benzeri hizmetler sunuyoruz. Bu çalışmalar sonucunda ODTÜ Teknokent şirketlerinden Udemy’nin şirket değeri 6 yıl içinde almış olduğu toplam 150 milyon USD’lik yatırımla 1 milyar USD’ye ulaştı.

Video görüntüleme ve işleme sistemleri (video streaming) üzerinde teknoloji geliştiren Anvato ise Google tarafından satın alındı. Bunlara ek olarak, geçtiğimiz yıl içerisinde de Onedio Otsimo, V-Count, Spirohome, SevenBridges, Biznet, StockMount, Panteon ve Evreka gibi şirketler de büyüyerek ulusal ve uluslararası yatırımcılardan yatırım almayı başardı. Son olarak, OpsGenie, 295 milyon USD’ye Atlassian’a satıldı.

Bu örnekler, ODTÜ TEKNOKENT’in, yurtdışına sadece yazılım teknolojisi ihraç etmekle kalmadığının aynı zamanda teknoloji şirketi de ihraç ettiğinin en önemli kanıtlarıdır.

Sizce günümüz dünyasının teknolojik trendleri neler? Geleceğin teknolojisi ne yönde seyrediyor?

Günümüz dünyasının teknolojik trendlerine baktığımızda; dijital bankacılıktan uygulama dağıtımına, perakende teknolojisinden kripto paraya birçok teknoloji dikeyinin büyüme göstereceğini öngörüyoruz.

Herkesin elindeki, cebindeki akıllı telefonların cüzdan olarak kullanılmasındaki artış, yenilikçi dijital bankacılık çözümleri gelişimini de artırıyor. Yapay zeka destekli kurumlar ve önde gelen şirketler; makine öğrenimi, doğal dil işleme, robotik süreç otomasyonu (RPA) ve bilişsel teknoloji gibi sistematik olarak hızla olgunlaşan teknolojileri, sadece temel iş süreçlerinde değil; ürün, hizmet ve endüstrilerinin geleceğini kurgularken de kullanacak. Günümüzde insanlar, insan merkezli tasarım teknikleri ve ileri teknolojiyi bir araya getiren; bilgisayar vizyonu, konuşma sesi, işitsel analitik, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi ara yüzler aracılığı ile teknolojiyle etkileşime giriyor.

Son olarak da “Kuantum Bilişim” bilgisayarcılıktaki yeni paradigma. Fizik, kimya, elektronik, bilgisayar mühendislikleri ile üretim ve programlama alanlarında, kriptoloji / iletişim (uydu vs.) dolayısıyla savunma sanayii, finans gibi çeşitli dikeylerle de uygulamaları olan bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

Önümüzdeki dönemlerde hedefleriniz nedir?

Paydaşlarımızın katılımı ve katkısıyla hazırlanan 2017 – 2021 Stratejik Planı ile 20. yılını doldurmuş olarak gireceğimiz 2021 yılında, ulusal liderliğimizi uluslararası arenaya taşımayı, dünya çapında kendisinden söz ettiren, sürdürülebilir bir inovasyon ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz.

ODTÜ TEKNOKENT’in dünya çapında başarılı bir teknoloji ekosistemi olmasına yönelik olarak 2019 yılında da çalışmaları hız kesmeden sürdürürken, etkin ve güçlü üniversite – sanayi işbirliğiyle dünya çapında başarılı teknolojilerin çıkarılması ve milyar dolarlık teknoloji şirketlerinin bu ekosistemden çıkarmak üzere faaliyetlerimiz devam edecek. Firmalar arası sinerjiyi artırmak ve yurt dışı açılımını desteklemek amacıyla kümelenme çalışmalarına ağırlık verirken, Teknokent Savunma Sanayi Kümelenmesi (TSSK), Teknokent Bilişim ve Telekomünikasyon Kümelenmesi (T.ICT) ve Teknokent İleri Sağlık Teknolojileri Kümelenmesi (T.HEALTH) kapsamındaki çalışmaları da takip edeceğiz. Firmaların AR-GE sonuçlarının teknolojik ürünlere dönüştürülmesi ve geliştirilen teknolojilerin ticarileştirilmesi, önümüzdeki periyotta en önemli başlıklardan olurken, bu çerçevede özel destek programları geliştireceğiz.

Sizce ülkemizin AR-GE ve inovasyon anlamında küresel rekabette yol kat edebilmesi için gerekli reformlar nelerdir?

Ülkemizin AR-GE ekosisteminin gelişimini etkileyen birçok etken var. Bu çerçevede, ülkemizin AR-GE ve teknoloji yetkinliğinin gelişmesinde bugüne kadar büyük rol oynayan devlet desteklerinin de yeniden yapılanması önemli. Mevcut hibe destekleri ve kamusal projeler şirketlere önemli imkanlar sağlarken, piyasa reflekslerinin gelişmesi sürecini yavaşlatabiliyor. Bu desteklerde AR-GE boyutu yanı sıra ticari boyutun da göz önüne alınması, devlet desteği ve satın alma politikalarının birleştirilmesi gibi çözümler bu süreçte yararlı olabilir. Teknolojik girişimciler için bir diğer önemli konu da ülkemizde yatırım ekosisteminin gelişmesi… Erken aşama teknoloji girişimlerine yatırım yapacak fon yapılarının desteklenmesi, özel sektörün ve yatırımcıların AR-GE’ye ilgisinin arttırılması ve teşvik edilmesine de ihtiyaç bulunuyor. En temelde eğitim sisteminin AR-GE, inovasyon, girişimcilik gibi kavramları destekleyecek, buna uygun kültürel değişimi sağlayacak şekilde yapılandırılmasının gerekli olduğu düşünüyorum.